Manşetler

Buradasın: Faydalı linkler » Eğitim » 23 Nisan İle İlgili Hikayeler
 

23 Nisan İle İlgili Hikayeler

Reklam

23 Nisan hikayeleri
23 Nisan coşkusunu anlatan hikayeler

23 Nisan ve Küçük Ali
Ulusal bayramlarımız içinde en sevdiğim bayram 23 Nisan’dır. Çünkü benim çocukluğumda okulca iki ulusal bayram kutlanırdı. Biri Cumhuriyet, diğeri 23 Nisan. Okulun açılışının ilk günlerine rastladığı için yeteri kadar hazırlanma fırsatı bulamadığımızdan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yavan ve sönük geçerdi.
Oysa 23 Nisan öyle mi? Bir kere hazırlık için uzun bir süre var. Sonra, uzun ve sert geçen bir kıştan sonra sıcak günlerin habercisi, baharın başlangıcı, tabiatın uyanışı, börtü böceğin canlanması… 23 Nisan beni, çocukluk günlerime, ilkokuluma götürür. İki ya da üçüncü sınıftaydım. O gün gökyüzü bulutsuz, hava sıcaktı. Yemyeşil harman yerinde kuzular, koyunlar, danalar, taylar otluyor, kadınlar madımak topluyordu.

Okulun bahçesinde sıra olduk. Başta bir ağabeyin taşıdığı okul bayrağı arkada annelerimizin hazırladığı küçük ebatlı Türk bayraklarımızla Eskişehir Marşı’nı söyleyerek köyü baştan başa dolaşıp harman yerine, geniş harman yerinde tek bir ev olan tuğlalı ve balkonlu bizim “öğretmenevi” dediğimiz, resmi ağızların lojman dedikleri binanın önüne geldik. Büyüklerimiz önceden gelip kendileri için ayrılan yerlere yerleşmişlerdi bile…

Lojmanın yerden bir metre kadar yüksek olan balkonu sahne olarak düşünülmüş. Önüne asılan perde, Küçük Ali piyesinin dekorunu saklamakta, diğer etkinlikler perdenin önünde gerçekleşmekteydi. Seyirciler, sahnenin önünde, yaşlılar sandalyelerde diğerleri uygun buldukları yerlere ilişmiş, ama hepsinin gözleri pür dikkat sahnede…

İstiklal Marşı, günün anlam ve önemini belirten konuşma, şiirler, türküler, halk oyunları, alışılmış ama köyümüz için renkli görüntülerdi. Hepsi ayrı beğeni topluyor, özellikle kahramanlık ve Atatürk Şiirleri, yaşlılarımızı ve kimi gazilerimizi derinden etkiliyordu.

Gözleri bağlı yoğurt yeme yarışları, ağza alınan kaşıklardaki yumurtaları düşürmeden koşma yarışmaları, çuvala girerek yapılan koşular, köylümüzün şimdiye kadar görmediği, şaşkınlık ve beğeniyle izlediği yarışmalardı. Bütün bu ve benzeri etkinliklerden sonra sıra piyese, Küçük Ali piyesinin sergilenmesine gelmişti.

Oyunu ayrıntısıyla hatırlamıyorum ama konusu Kurtuluş Savası’yla ilgiliydi. Yedi – sekiz yaşlarındaki Küçük Ali’nikahramanlıklarının anlatıldığı oyun, şehit olan Ali’nin bayrağa sarılı cesedinin bir büyüğünün kucağında görülmesiyle sona eriyordu. Bu final büyük küçük herkesi etkilemişti. Aralarında Kurtuluş Savaşı gazilerinin de bulunduğu büyüklerimiz neler düşünüyordu bilinmez ama biz küçükler kararımızı çoktan vermiştik bile.

- Seneye 23 Nisan’da Küçük Ali’yi ben oynayacağım. Büyüyünce de kesinlikle öğretmen olacağım. 23 Nisanları daha görkemli kutlamak için Kimi annesinin eline sıkı sıkıya yapışmıştı, kimi komşusunun göz hapsindeydi.
“Daha önce gitmiştim” diyen tecrübeliler de vardı, “televizyon gibiymiş” diyerek, tahmin ileri sürenler de…
Bazıları pek küçücüktü, bazıları ise daha büyük….
Ama hepsi çok güzeldi… Hepsi çok neşeliydi…
Ve hepsi bu armağanı hak etmişti…Çünkü 23 Nisan’dı. Ve gün onların günüydü.
Hepsi ‘Ülker’in davetlisiydi’… Onların neşesi o gün Ülker’e emanetti.
Kimi Erzurum’daydı. Kimi İzmir’de … İstanbul’da olanı vardı Batman’da olanı da…
23 Nisan onuruna Türkiye’nin 49 ilindeki sinemalar, tam bir şenlik yeriydi.

O iki gün oralarda ne oldu ? derseniz….
Şenlik 18 Nisan Cumartesi günü saat 11’dek ilk seansla başladı. 19 Nisan Pazar günü son seansla tamamlandı. 130 bini çocuk olmak üzere 170 bin kişi için 1345 ücretsiz gösterim yapıldı. Etkin, Seher atlas ve Atlantik’ten 139 kişi ve Ülker Kurumsal İletişim ekibinin tamamı ve diğer yardımcı ekiple birlikte 510 görevli çocuklara destek oldu.
İstatistikler söyleyemez… O iki gün oralarda “çocuklar mutlu” oldu.

O iki gün boyunca Ülker çocuklar için marka olmaktan daha fazla bir şeydi. Görevliler onların gözünde “Ülker ağabeyi ve ablalarına” dönüşmüştü. Gösterim sonunda onlara hediye edilen, İçim Smart süt, Kekstra, Çokokrem, Zum şeker, Yupo şekerlemelerle dolu küçük hediye kutusuna verdikleri ad ise ‘hazineydi”… Ki, bu sözün bittiği yerdi…

Yorum Bırakın



Yorumunuzu Buraya Yazın!

İsminiz
E-Mailiniz
Yorumunuz
 

Bu içerik İçin Yorum Yapılmadı. İlk Olmak İster misin?