Manşetler

Buradasın: Faydalı linkler » Genel Bilgiler » Siverek Tarihi - Siverekin Tarihçesi
 

Siverek Tarihi - Siverekin Tarihçesi

Reklam

Siverek Tarihi - Siverekin Tarihçesi

Siverek Tarihi

Merhaba Arkadaşlar Siverek Neresidir Deyince Hep birden Urfanın bir ilçesidir dedidiğinizi duyuyorum. Ama Siverek başlıbaşına bir vilayettir benim benim gönlümde..Bugün size Siverek Tarihine dönük bir paylaşım sunuyorum.

Siverek Güney Doğunun , Bir kültür ve asalet kentidir. Siverek Güneydoğuda , İslamın ve imanın öne çıktığı bir kültür mozayiği şahsiyetli olduğu kadar , cesaretli ,yiğit insanların yaşadığı bir itibar şehridir.

Siverek tarihi camileriyle , kendine mahsus örf ve adetleriyle ,gözleri kamaştıran bir şehrimizdir. Siverek, kenarından bakanları içine çekecek kadar her yönüyle cazip ve engin bir derya gibidir. Bağları, üzüm türleri, pekmezi, pestili, kesmesi, mayoş narları, sütü, peyniri ve ayranıyla ve hepsinden önemlisi suyu ve havasıyla bir başka güzeldir Siverek.

Kentin bu günkü ekonomik ve sosyal yapısına bakarak Siverek?li ince esmer endamı, gür siyah bıyıkları, şahin bakışları, iri ve ela gözleri, ve her göreni kendisine hayran eden levendane yürüyüşü ile tam bir Osmanlı efendisidir. Siverek?te yaşayan insanlar daima taşan, kabaran ve coşan bir sevdanın kahramanlarıdır. Siverek?lide bazen haklı bir öfkenin heybetini ifade eden sert bir bakış görebilirsiniz. Sakın telaşa kapılmayınız. Zira kesinlikle bu bakış yara değil, ağyaradır. Şanlıurfanın kurtuluşunda Siverek?linin katkısını unutmak vefasızlık olur.Ancak Siverek?lilerin sert bakışları altında munis ve dostane bir vefa vardır.

Siverek?te ilme ve ilim adamlarına gösterilen saygı, her türlü takdirin üstündedir. Kendisine hizmet eden herkese Siverek?li minnet duymakta ve takdir hislerini gizleyememektedir. Zaten ?Bu şehirde en sevilmeyen şey nedir ? ? diye sorarsanız, herkes ?Vefasızlıktır? diye cevap verir. ? En affedilmez suç nedir ? ? diye sorarsanız, ?dostlara ve kimsesizlere karşı kaba davranmaktır.? diye cevap verirler.?En geçerli meta (servet) nedir ?? diye sorarsanız , ?Mertlik, cesaret, doğruluk ve asalettir.? derler. Işte Siverek?i ve Siverek?liyi tanımak için lütfen bu pencereden bakmalısınız.

Siverek, sönmüş, bir yanardağ olan Karacadağ‘ın batısında, Fırat’a doğru uzanan bölgede, Diyarbakır-Şanlıurfa-Adıyaman arasındaki üçgende kurulmuş bir şehirdir.

Tarihi, Sümer ve Asurlulara kadar uzanan şehir, Asurlular döneminde yığma bir tepe üzerine inşa edilen kale etrafında kurulmuştur. Şehire hükmedenler tarafından zaman zaman onarılan kalenin son olarak Bizans İmparatoru II.Costantin tarafından Diyarbakır’a gelecek saldırıları önlemek ve çevredeki önemli yolları kontrol altına almak amacıyla yeniden tamir ettirilmiştir. Tarihte pek çok medeniyetlere beşiklik eden ve değişik milletlerin hakimiyetine giren Siverek, Milattan sonra Araplar, İranlılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı İdarelerinde çok mamur günler geçirdiği gibi, çeşitli savaşlarda tahrip edilip yıkık bir köy halini aldığı zamanlar da olmuştur. Diyarbakır’ın fethinden önce Halid b.Velid tarafından eyalet merkezi olmuş, daha sonra Bizanslıların idaresinde Batlamyus’un rivayetine göre Kontopolis’lik yapmıştır. Selçukluların Anadolu’ya girmesiyle, Melikşahın komutanlarından Bozan Bey tarafından (1097) Urfa Kontluğuna,daha sonra Musul Atabeyi Nureddin Zengi idaresine geçmiştir. 1400′lerde Timur’un tahribatından nasibini alan Siverek sırasıyla Mısırlıların (1426), Akkoyunluların (1435), bilahere İranlıların eline (1451) geçmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Ridaniye Savaşı dönüşünde (1517) Osmanlı idaresine geçen şehir, İranlılar tarafından tekrar zaptedilmişse de, bu uzun sürmemiş, 1535 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar Osmanlıların idaresine geçmiş ve Harput eyaletine bağlı bir kaza merkezi yapılmıştır. Osmanlı idarecileri tarafından zamanla şehire camiler, hanlar, medreseler, hamamlar ve çarşılar yapılıp kalesi tamir edilerek, 1908 yılında mutasarraflık yapılarak Çermik, Hilvan (Karacurun), Viranşehir Siverek’e bağlandı.

Milli mücadelede ve Urfa’nın kurtuluşunda çok büyük kahramanlıklar gösteren Siverek 1923′te vilayet merkezi yapıldı. Ancak Sivereklilerin bu mutlu sevinçleri fazla uzun sürmedi. Bölgedeki aşiret yapılanması ve bu aşiretler arasındaki akıl almaz rekabet ve şahsi ihtiraslar maalesef Siverek vilayetinin 1926 yılında ilçe yapılmasına sebebiyet vermiştir.

İşte Siverek’in Cumhuriyet devri macerasının başlangıcı… 1926′dan 1996′ya kadar tam 70 yıl… Evet tam 70 yıl… Bu uzun yıllar içinde Siverek geniş arazisi, verimli toprakları, mücadeleci ve çalışkan insanları ile pek çok il merkezini sosyal ve kültürel açıdan geride bırakarak, ama maalesef çok acı günler yaşayarak, günümüze bir mücadelenin (il olma mücadelesinin) adeta sembolleşen şehri olarak Türkiye gündemine yerleşmiştir.

Türkiye genelinde kültür ve ilim dünyamıza pek çok değerli isimler armağan eden Siverek, maalesef belli başlı üç nedenle kendisine layık olan ve gelmesi gereken yere gelememiştir.

1.Aşiretler arasında bitip tükenmek bilmeyen ve bölgede adeta sosyal bir kangren olan kan davaları ve ölümler… Yerleşik hayatı cehenneme çeviren kan davalarının sosyal ve ekonomik, hatta zirai hayata getirdiği zararları yeri geldikçe inceleyeceğiz.

2. 1970′lerden sonra başlayan anarşi ve terör olayları,Siverek’i ve çevresini çalkalamış,şehri zaman zaman yaşanmaz bir hale getirmiştir. Bunun neticesi olarak pek çok insan ve bilhassa zengin ve şehirli tabaka Siverek’i terk etmiştir.Bunun yanı sıra okumuş kitle de büyük şehirlere giderek beyin ve sermaye göçüne sebep olmuşlardır.

3.Siverek’in ilçe merkezi olarak kalması ilçede gerekli alt yapı ve yatırımların yapılmamasına neden olmuş.Diyarbakır ile Şanlıurfa illeri arasında sıkışmış, bu iki büyük il ile rekabet imkanı da olmadığından buralara da büyük oranda sermaye ve yetişmiş insan gücü vermiştir.

Siverek’te yapılması gereken ve Siverek’in hakkı olan özel ve kamu yatırımları maalesef yukarıda sayılan üç nedenle çevre illere kaymıştır.Kısaca bugün Siverek,sosyal, kültürel,ekonomik,sanayi ve idari yönden olması gereken yerde değildir.
Siverek Adı Nereden Geliyor

Geçmişi millattan öncesine dayanan, Sümer, Akad, Asur, Eti, Mitani, Bizans, Arap, Selçuklular ve Osmanlılardan günümüze kadar çok değişik kavim ve milletlere beşiklik eden Siverek şehrinin tarihi kadar ismi de değişmiştir. Çeşitli merhalelerden geçerek bu günkü halinde karar kılmıştır SİVEREK ismi bu günkü şeklini alıncaya kadar değişik şekillerde söylenmiş ve Sümer, Hitit, Asur, Mittani, Bizans ve Arapların bu şehre verdikleri isimlerin sanki bir özeti olarak ortaya çıkmıştır.İşte tesbit edebildiklerimizden bazıları; KİNABA, SURK, SEVAVORAH, SEVAVARAK, SEVAVEREK, SEBABEREK, SİBABARKA, SIKLIS, SÜVEYDA, SERREK ve SENN… Sanki, tarih içinde kullanılan bu İSİMLER macun yapılarak bunlardan “SİVEREK” çıkmıştır. Siverek isminin bu şeklini alması bile,onun tarihin çok eski devirlerine kök saldığını göstermektedir. Yaptığımız araştırmada Siverek adının kaynağı ve manası şu şekilde ortaya çıkmıştır;

SEVAVEREK:Bizans ve Ermeni kaynaklarında Siverek için kullanılan bu isiminin kelime manası “SEAV”:siyah ” AVEREK”:harebeler yani siyah harebeler anlamına gelmektedir.

SURK:Kırmızı toprak anlamına gelen bu ismi Sasaniler vermişlerdir.

SERREK:Farsçada birşeyin başı ,veya baş damarı anlamındaki bu ismi İranlılar vermişlerdir.

SENN iyarbakır’ı ele geçiren Bekir b. Vail kabilesi,bölgenin tamamına hakim olmak istediğinde Siverek kalesi önlerinde bir engel olarak kalmıştı SENN ise arapçada Diş ya da engel anlamına gelmektedir.Diyarı- bekire bu ismin verilmesi Bekir bin Vail kabilesinin namına nisbetle olmuştur.

SÜVEYDA: Arap ve Bizans kaynaklarında , Arapların Siverek için “es_Süveyda ” ismini kullandıkları anlaşılmaktadır. Süveyda siyah manasında kullanıldığı gibi, daha çok kalpteki siyah nokta, yani kendsine aşık olunan , sevilen , sevda manasına da gelmektedir. Ermeni ve Süryani kaynaklarındaki manası ( siyah harabeler) kalpteki siyah nokta ile günümüze kadar gelen siyah taşlar birbirine uygunluk arzetmektedir. Bu gün bile Siverek’in siyah taşları meşhurdur.

Çeşitli kaynaklardan öğrendiğimize göre Siverek hakimiyetine girdiği kavimlerin dilinde birbirine yakın isimlerle anılmıştır. Bunlardan :

Sümer,Hitit, Akatlar, ; Sevavorah,

Asuri ve Sonrakiler ; Sevaverek ,

Bizanslılar (Ermeni ve Süryaniler) Sevaverek

İranlılar ; Surk ve Serrek,

Araplarda ise Senn ve Süveyda ile isimlendirilmiştir.Yine bazı kaynaklarda ve halk arasında “KANKALESİ”ya da “KİNABA” diye adlandırıldığı da bildirilmektedir. Bu gün bile halk arasında bu isimlerden bir kısmı (Surk, Kankalesi) kullanılmaktadır.

İnsanın,sanki tarihte bu beldeye verilen isimler bir kaba konup karıştırılmış ve içinden “SÜVEREK”, “SEVEREK” ve bu günkü “SİVEREK” çıkmıştır diyesi geliyor.
Siverek Tarihi Kronolojisi

M.Ö. 3500 : Sümerlilerin Siverek?e ilk yerleşmesi

-M.Ö.1595: Hitit Kralı Murşil Siverek ve çevresini aldı.

-M.Ö.1450: Mitanniler Siverek?in dahil olduğu bölgeyi alarak devlet kurdular.

-M.Ö. ? : Siverek?te Mitanniler?le Hititler arasında İsmerika (Siverek) Antlaşması yapıldı

-M.Ö. 1345: Aramiler Karacadağ bölgesini ele geçirdiler

-M.Ö. 1290: Asur Kralı I.Salmanasar Siverek ?Urfa bölgesini aldı.

-M.Ö.1060: Asur boyunduruğundan kurtulan Aramiler tekrar Siverek?i aldı.

-M.Ö.911-981 : Kinabu (Siverek) Asur Kralı Asurnazirbal tarafından alındı, halkı kılıçtan geçirildi.

-M.Ö.608 : Med ?ler Siverek bölgesini ve Anadolu?yu Kızıl Irmak nehrine kadar aldılar

-M.Ö. 539 : Pers Kralı II.Kuraş Med ?leri yenerek bütün Mezopotamyayı ele geçirdi.

-M.Ö.331: Büyük İskender Suriye üzerinden Mezopotamya ?ya geçerek Anadolu?yu fethetti

-M.Ö. 323: İskender öldükten sonra Siverek?i de kapsayacak şekilde General Selevkos tarafından bölgede Selevkoslar devleti kuruldu.

-M.Ö. 280 : Selevkos devleti dağıldıktan sonra Romalılar bölgeyi aldılar.

-M.Ö. 140: Diyarbakır ve çevresindeki iller Part Kralı I. Midridat tarafından alınarak Part ülkesine katıldı.

-M.Ö. 114 : Roma İmparatoru Trainus Dicle Nehrine kadar ilerledi ve Osreone Krallığına son verdi.

-M.Ö. 85: Pek çok doğu vilayeti ile birlikte doğu illeri Tigran hakimiyetine girdi.

-M.Ö.38: Romalılar ile Partlar arasında defalarca el değiştiren bölge Romalılarda kaldı

-M.S. 259: Roma İmparatoru Valerianus bu bölgeyi Sasanilerden aldı.

-M.S. 276: İmparator Diokletianus Sasanları yenerek bölgeyi tekrar Roma topraklarına kattı.

-M.S.349 : Siverek Kalesi Bizanslılar tarafından tamir edildi.

-M.S. 359 : Şapur tarafından muhasara edilen Siverek Kalesi yıkıldı.

-M.S. 540 : Sasani Hükümdarı Hüsrev Anuşirevan (Anuşirevan-ı Adil) Anadoluya saldırdı, bölgeyi yağmaladı ve bölgeyi vergi vermek şartı ile Bizanslılara bıraktı.

-M.S. 602: Sasani Hükümdarı II.Hüsrev bölgeye girerek İstanbul?a kadar ilerledi.

-M.S. 637 : Halife H.z.Ömer döneminde İyaz Bin Ganem, El-Cezire (Mezopotamya ) bölgesini aldı.

-M.S. 661: Siverek bölgesinin yönetimi Emeviler?e geçti.

-M.S. 929 : Leon komutasındaki Bizans ordusu bölgeyi aldı.

-M.S. 930: Hamdaniler Siverek?i aldılar

-1030: Bizanslılar Urfa ile birlikte Siverek?i aldılar.

-1066/67:Selçuklular , Nisebin kalesini Bizanslardan aldılar.

-1070 : Alparslan Siverek?i Bizanslılardan aldı.

-1137 : Siverek hakimi Emir İsa Frankların zayıflığından yararlanarak Gerger havalisini istila etti.

-1185: Siverek, Sökmenler (Ermenşahlar )?dan Takiyyüdin Ömer tarafından
alındı.

-1227: Siverek Zengilere Geçti

-1233: Eyyubiler Siverek?i Selçuklulardan aldılar

-1231: Harzemliler Siverek ve Samsat ?ı yağmaladılar.

-1232: Eyyubi hükümdarı El-kamil Nasreddin Siverek ve Harranı aldı.
Komutanı Kemalettin Kamyar vasıtasıyla Siverek?i aldı. Selçuklular Siverek?i ele geçirdiler.

-1234: Eyyubi Hükümdarı Melik el-Kamil Siverek?e gelerek burayı ordugah yaptı.

-1235: Alaeddin Keykubad

-6 Nisan 1241: El-Mansur İbrahim , Berke Han komutasındaki Harzemlileri yenerek Siverek, Rakka ve Suruc?u aldı.

-1251: Moğollar Siverek?i istila ettiler.

-1256: Hülagu Siverek?i istila etti ( İlhanlı Devleti)

-1318: Selçukluların dağılmasından sonra Siverek bölgesi Salim Bey ve Oğulları aşireti (Dögerler) tarafından idare edilmeye başlandı.

-1410-1420: Timur çekildikten sonra Diyarbekir -Siverek bölgesi Karakoyunlulara verildi.

-1426: Bölge Mısır Memlüklüleri tarafından alındı.

-1435: Siverek Akkoyunlu ?ların egemenliğine girdi.

-1508: Şah İsmail Diyarbakır ?la birlikte Siverek bölgesini de aldı.(Safeviler Dönemi)

-1517: Yavuz Sultan Selim döneminde Siverek alınarak, Diyarbakır Beylerbeyi Bıyıklı Mehmet Paşa?ya bağlı sancak merkezi haline getirildi.

-1518: Siverek bölgesinin ilk tahriri yapıldı ve sancak beyi olarak Şefkat bey tayin edildi.

-1549: Kanuni Sultan Süleyman Irakeyn Seferi dönüşü Siverek?te 15 gün kaldı.

-1550-1600: Celali İsyanları tüm ülkeyi olduğu gibi Siverek?i de etkiledi ve bazı olaylar meydana geldi.

-1807: Siverek Kazası Maden-i Hümayun Emaneti içerisine alındı.

-1845: Siverek Kazası tanzimat dönemi idari yapılanması içerisinde Mutasarrıflık statüsüne alındı.

-1864: Siverek Harput Eyaletine Bağlandı.

-1839: Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanında Siverek Ordugah oldu.

-1869: Siverek?te Posta ve Telgraf teşkilatı kuruldu.

-1873: Siverek?te Belediye teşkilatı kuruldu.

-1896: Siverek?te ilk Ticaret ve Sanayi Odası Kuruldu.

-1895: Hamidiye Alayları kuruldu ve Siverek?te 44. ve 46. Alaylar teşkil edildi.

-1908: Siverek bağımsız sancak yapıldı.(Mutasarrıflık)

-5 Kasım 1919: M. Kemal?in telgrafı üzerine Siverek Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.

-6 Şubat 1920 : 850 kişilik Siverek Milli Kuvvetleri Urfa?ya hareket etti.

-1923 : Bütün bağımsız sancaklar vilayet yapılınca Siverek?te vilayet oldu.

-30 Mayıs 1926 : Siverek İlçe yapılarak Urfa ?ya bağlandı.
Siverek Gelenek ve Görenekleri

TAZİYE (YAS) GELENEĞİ

Siverek’teki taziye geleneği de diğer geleneklerde olduğu gibi yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel pratğini sergiler. Taziye sahibi olan ev halkı üzüntü içinde oldukları için, vefat edenin yıkanması, kefenleme,cenaze namazı için camiye götürme, mezar hazırlama, defin (ölü gömme) ve üç günlük bütün taziye hazırlıklarını yakın akrabalar başta olmak üzere dost, komşular ve tanıdıklar tarafından yapılır. Ölüyü gömüp, cemaatin önceden hazırlanan taziye evine dönmesiyle yas üç gün devam eder. Erkek ve kadınlar ayrı evlerde yas tutarlar. “Baş sağlığı”na genelde iki veya daha fazla gruplar halinde gidilir. Taziyeye herkes gider. Ölünün tanıdık olup olmaması önmeli değildir. Grubun içindeki en alim veya saygın kişi tarafından biliyorsa Kur?an-ı Kerim?den, İman, Sabır ve ölümle ilgili kısa bir bölüm okur veya Allah rızası için kalanların selameti, vefat edene de Allah?tan rahmet ve mağfiret dilemek için bir Fatiha okunduktan sonra kahveci tarafından acı kahve (mırra) ve sigara ikram edilir. (Son zamanlarda Siverek?teki taziyelerde sigara ikramı kaldırıldı.) Acı kahveyi “Mırracı” denilen özel ustalar yapar ve kendileri dağıtırlar. Mırra iki, en çok üç yudumluk doldurulur. Kahvenin yaslarda verilmesinin nedeni, bu kahve gibi acı olan dertlerin, acıların ve kederlerin unutulup, bitmesi anlamına gelir. Yaslarda mutlaka mırra dağıtılır.Yas için gelenler fazla oturmazlar .Üç gün boyunca taziye sahiplerinin ve uzak yerden gelen misafirlerin kalacak yerlerini, bütün yeme içme ihtiyaçlarını, akrabalar ve yakın dostlar üstlenir.Üçüncü günün sonunda cemaatin alim, saygın ve ileri gelenlerinden birinin yapacağı konuşma ve sonunda okunan Kur?an-ı Kerim?den bir bölüm (Aşır) veya Fatiha okunarak taziye sahiplerine nasihatler, sabırlar ve ölüye de Allah?tan rahmet ve mağfiretler dilenerek cemaat dağıtılır ve taziye son bulur.

Köylerdeki taziyeler ise şehirdekinden daha farklı olarak, 10, 15 veya bir ay?da devam edebilir. Taziyenin uzun sürmesi nedeniyle masraflar büyük olur. Bu masraflara katkıda bulunmak için ise taziyeye gelenler bir koyun, bir torba çay şekeri, bir torba pirinç veya sandıklarla çeşitli sebze veya gıda maddelerini beraberlerinde getirirler.

Halk arasında ” Yedisi ” denilen yas geleneğinde ise ölümün üzerinden 7 gün geçtikten sonra ölen kimsenin yakınları tarafından mevlüt okutularak fakir kimselere yardımlar yapılır ve helva dağıtılır.
DOĞUM GELENEKLERİ

Siverek’te, yeni evlenen çiftlerin ilk çocukları doğduğunda, kızın annesi tarafından daha önce hazırlanan beşik takımı (beşik, cibindirik, battaniye, yorgan,döşek) ile birlikte yeni doğan çocuk için hazırlanmış çeyiz ve çeşitli hediyeler ile birlikte doğum evine gidilir. Çocuğu hayırlı dualarla beşiğe koyarlar. Daha sonra ailenin bir büyüğü tarafından besmele ile çocuk kucağa alınır ve sağ kulağına ezan okunur, sol kulağına ise kamet getirilir. Çocuğun ismini ailenin büyüklerinden anne veya baba sağ kulağına üç defa besmele ile tekrarlayarak söyler. Daha sonra “hayırlı olsun” demek için gelen diğer akrabalar ve dostlar takılarını takarlar. Bundan sonra doğacak çocuklar için aynı şeyler yapılmaz. Sadece hediye götürülür. Doğum sonrasında kadın 40 gün evden dışarı çıkmaz. 40 gün geçtikten sonra doğum yapan kadının üzerine “kırk tası” diye bilinen ve içinde çeşitli Ayetler yazılı olan bir tas ile 40 defa su dökülür. Bu olaya halk arasında “kırk çıkarma” denir ve kırkı çıkan kadın evden çıkabilir.

Siverek Türküleri ve SİVEREK FOLKLÖRÜ

HALK MÜZİĞİ

Siverek yöresine ait bir çok türkü vardır. Ancak kayıtlara geçirilmedikleri için zaman içinde bazıları unutulmuş, bazıları da başka yöreler tarafından sahiplenmişlerdir. Siverek yöresine ait türkülerinin çok az bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. 25-30 yıl önce radyodan sık sık “Şimdi bir Siverek türküsü dinleyeceksiniz” anonsu yapılırdı. Ayrıca Siverek, Diyarbakır?a yakın ve Şanlıurfa?ya bağlı ilçe olduğu için bazı türkülerin yöreleri yazılırken ?Diyarbakır yöresi? ya da ?Şanlıurfa yöresi?ne ait olarak kaydedilmiştir.

Müzikle uğraşan yaşlı Sivereklilerle yaptığımız görüşmelerden de elde ettiğimiz bilgilere göre, bazı parçaların unutulduğunu gördük. Bu parçalar neredeyse kaybolmak üzeredirler.

Siverek ve çevresinde yapılacak araştırmalarda gün yüzüne çıkmamış türkülerin bulunacağı ve bu konuda orijinal derlemelerin yapılabileceğine inanıyoruz. Siverek?te, geçmişte halk müziği ile uğraşan ve hayatta iken kendileri ile görüştüğümüz, ancak şimdi aramızda olmayan merhum (Bandocu) Mehmet Öcal, Şeyhmus Harran,(Taşçı) Koç Ali Alur, Mahmut Hamidanoğlu, Abbas Gergez, olmak üzere halk müziğine gönül vermiş pek çok sanatçı bulunmaktadır. Bunlarla yaptığımız görüşmelerden elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda Siverek yöresine ait bir çok türkü tespit ettik. Bir kısmı TRT repertuarlarında kayıtlı, bazıları yaşlı insanların dillerinde hala söylenmekte, bazıları da eski makaralı ses cihazlarının tozlanmış şerit kasetlerinde kayıtlı,(bu kayıtların bir kısmı bizde muhafaza edilmektedir.) çoğu da maalesef sahipsizlikten yok olup gitmiştir. Bu türkülerden ulaşabildiklerimizi kayıt altına alma düşüncesiyle onları bu kitapta sizlere sunmayı bir görev bildik.

Türkülerin, her yerde olduğu gibi Siverek’te de yaşanmış acı, ayrılık ve hasret dolu öyküleri vardır. Bu türküler, toplumun sevinçlerini, kederlerini, geleneklerini, toplumsal hafızalarında unutamadıkları önemli olayları ve daha bir çok hatırayı dile getirirler. Siverek?teki türkülerimizden bir kaçının öyküsü şöyledir.

SİVEREK YAŞ ÜZÜMÜ

Hikayeyi derleyen: Ramazan Özgültekin

Diyarbakır?ın , ?Arpa orağa geldi? türküsünün bir başka versiyonu olan ?Siverek yaş üzümü? türküsünün içeriği “sevda” dır. Yörede meşhur olan üzüm ve tahıl, sevgiliye kavuşma sembolü haline getirilmiştir. Sanatçı, Siverek’in yörede meşhur olan yaş üzümünü kendi sevdası ile özdeşleştirip bir türkü haline getirmiştir. Türkülerimizde sevgili yoluna canlar erir, göz yaşları dökülür ,dizelerde ciğer yakan bu sevdaların dumanı tüter.

Ali, Zeyno?yu deliler gibi sever, tırnağının taşa değmesini istemez. Ama hayat bu, herkes geçim derdinde, kırsal alanda tüm aile fertleri çalışır. Ailesi de Zeyno?yu tarlaya, bağa, ekin biçmeye göndermektedir.. Ali dokunmaya kıyamadığı Zeyno?sunun bağ ve tarla yollarında nazik ellerinin ve ayaklarının incinmesine dayanamayarak üzüntüsünü dizelere döker..

SİVEREK YAŞ ÜZÜMÜ

Kimden alındığı: Selahattin Erkan
Derleyen : Ankara Devlet Konservatuvarı

Siverek yaş üzümü oy oy oy oy
Bağlayın sağ gözümü oy oy sebebim
Dediler yarin gelmiş oy oy oy oy
Açın bağlı gözümü oy oy sebebim

Arpalar kara kılçık oy oy oy oy
Dama çıkma baş açık oy oy sebebim
Eğer beni sevisen oy oy oy oy
Al bohçanı yola çık oy oy sebebim

Arpalar dize kadar oy oy oy oy
Yarim gel bize kadar oy oy sebebim
Sana çorap öreyim oy oy oy oy
Topuktan dize kadar oy oy sebebim

CEMİL

Hikayeyi Derleyen:Ramazan Özgültekin

Siverek’in meşhur türkülerinden biri de “Cemil” isimli türküdür. Bu türkünün günümüze kadar gelen öyküsü şöyledir.

Siverek’te Fatma isimli bir genç kız, yakışıklılığıyla nam salmış ve genç kızların yüreğini yakan Cemil?e sevdalanır. Ancak Cemil’in bundan haberi yoktur. Zamanla Fatma’nın Cemil’e olan sevdası dillerde dolaşmaya başlar. Fatma bu sevda yüzünden günden güne erir. Sonunda bu haber Cemil’in kulağına gider ve bir gün Fatma ile karşılaşır. Karşısında güzeller güzeli bir kız görür. Cemil de Fatma?ya sevdalanır. Aileleri evlenmelerine engeller çıkarır. Sevda acısına dayanamayan Cemil hastalanır. O dönemin ileri gelenleri araya girip, Fatma ile Cemil’i evlendirirler. Cemil’in sevdası öylesine alevlenmiştir ki, yüreğindeki kor sönmez ve ince hastalığa (verem) yakalanır. Bir müddet sonra dünyadan ve Fatma?sından ayrılır, Fatma’nın dünyası kararır. Cemilini kaybetmiştir. Cemil?e ağıtlar yakar, türkülerle çağırır.

Fatma daha sonraki hayatında birbirini seven gençlerin düğünlerinde hem onları sevindirmek hem de Cemil?i yad etmek için def çalar, maniler söylerdi. Çoğu zaman da söylediği manilere müzik uyarlayarak çeşitli türküler meydana getirirdi.Bundan sonra halk arasında “Tefçi Fatma” diye anılmaya başlar . Tefçi Fatma?nın söylediği bu türkülerin çoğu maalesef unutulup gitmiştir.. Ancak kendi sevdası olan ?Cemil? türküsünü her düğünde ve her zaman söylediği için bu türkü halka mal olup günümüze kadar gelmiştir.

CEMİL
Kaynak: Tefçi Fatma

Kormişkanda bir kuş var Cemil
Kanadında gümüş var Cemil
Alo gitti gelmedi Cemil
Elbet bunda bir iş var Cemil

Anan öle Cemil
Baban öle Cemil
Öksüz kalasan Cemil
Benim olasan Cemil Cemil

Bavuş yolu incedir Cemil
Ne karanlık gecedir Cemil
Yastık kurbanın olam Cemil
Yar yatışı nicedir Cemil

Anan öle Cemil,
Baban öle Cemil,
Yetim kalasan Cemil,Cemil.
Benim olasan Cemil, Cemil.

Mahreke urdım ata Cemil
Kağ gıdağ Eyvanat?a Cemil
Genç ömrümü çürüttüm Cemil
Yalavız yata yata Cemil

Anan öle Cemil,
Baban öle Cemil,
Yetim kalasan Cemil,Cemil.
Benim olasan Cemil, Cemil.
BİR CİĞARA İÇ OĞLAN

Hikayeyi derleyen:Ramazan Özgültekin

Dillerden düşmeyen türkülerimizden birisi de “Bakkal Mahmud?un Kızı”dır. Bu türküde Siverek’e ait yer adları, yörenin şivesi ve deyimleri bulunduğu için başka yörelere mal edilmesi mümkün olmamıştır.

Siverek’in meşhur mevkilerinden biri Hacı Pınar düzünde dükkanı olan Bakkal Mahmud’un güzel mi güzel, iki kızı vardır. Olayın yaşandığı dönemde Siverek’te bulunan Süvari alayında askerlik görevini yapan bir genç Hacı Pınarındaki Bakkal Mahmud’un dükkanının önünden geçerken, babasına yardım için dükkanda bulunan kızı görünce yerinde mıhlanır kalır. Gözü kızdan başka bir şey görmez olur. Kız da bunun farkına varır. Asker bundan sonra sık sık alış veriş bahanesi ile dükkana uğrar. Artık her gün bir bahane ile oradan gelir gider. İki genç birbirlerine vurulmuşlardır. Sonunda komşuların dikkatini çeker. Kızın babası da işin farkına varır. Ancak bu yabancı gence verecek kızı yoktur. Asker, kızı babasından ister. Babası vermez . Kız derdini türküye döker ve oğlana “Şimdi söyleyeceklerimi duyunca üzülmemesi için” “Bir cıgara(sigara) iç oğlan” iç ki, üzüntün biraz azalsın “Gel kapıdan geç oğlan” “Beni sehen (sana) vermezler” boşuna uğraşma beni sana vermezler. Bu sevdaya dayanamazsın, erimeni ve yıkılmanı istemiyorum,”Bu sevdadan geç oğlan”diye sevdiğinin kendisinden umudunu kesmesini ister. Oğlan ise, içindeki sevda ateşini ?Hacı pınarın düzü-Felek ayırdı bizi? deyip kızı vermeyen anne babayı Felek?e benzeterek sitemini dile getirir. ?Bakkal Mahmud?un Kızı- Yaktı yandırdı bizi? dizeleriyle, bu sevda ateşinin yüreğini yakıp kavurduğunu dile getirir. Kız ise, oğlanın kendisine de sitem ettiğini zannederek ?Oğlan seni seviyem?Kimselere demiyem?diyerek oğlana sevdalı olduğunu belirtir. ?Anam babam vermiyor da- Onlara edemiyem? sözleriyle, istemeyenin kendisi olmadığını, anasının babasının vermediğini ve onlara da gücünün yetmediğini anlatmaya çalışmaktadır.

Hacıpınar Çeşmesi

Nihayet babasının kızı vermeyeceğini anlayınca kızla anlaşarak kaçmaya karar verirler. Sözleştikleri bir gece kızı atına attığı gibi kaçırır ve kendi memleketine götürür. Araya yıllar girer. Çoluk çocuk derken barışırlar. Daha sonra Ş.Urfa’ nın Ceylanpınar ilçesine yerleşirler.1981 yılında aynı yerde ölmüştür.

HACI PINARIN DÜZÜ

Bir cıgara iç oğlan
Gel kapıdan geç oğlan
Beni sehen vermezler de
Bu sevdadan geç oğlan dıgel gel.

Hacı pınarın düzü
Felek ayırdı bizi
Bakkal Mahmudun kızı da
Yaktı yandırdı bizi dıgel gel.

Oğlan seni seviyem
Kimselere demiyem
Anam babam vermiyor da
Onlara edemiyem dıgel gel.

EVLERİNİN ÖNÜ YOLDUR YOLAKTIR

Bu türkü, Siverek?ten Mehmet Çelikkanat ve Faruk Uğurlu tarafından yapılmıştır. Mehmet Özbek tarafından derlenip notalanmıştır.

Kaynak : Ahmet Çelikkanat-Faruk Uğurlu
Makamı: Uşşak
Derleyen : Mehmet Özbek

Evlerinin önü yoldur yolaktır
Başımıza gelen dektır dolaptır
Ellerin huriyse benim melektir
Ben yarime neler neler alayım

Ben yarime neler neler alayım
Ben yarime ipek mendil alayım
Darılmışsa gidip hatrın sorayım
Ayrılığa yoktur benim dayağım

Evlerinin önü kahve dibegi
Dibege vurdukça oynar yüregi
Ne sen gelin oldun ne ben güvegi
Ben yarime neler neler alayım

Ben yarime neler neler alayım
Ben yarime ipek mendil alayım
Darılmışsa gidip hatrın sorayım
Ayrılığa yoktur benim dayağım

Evlerinin önü bulğur sokusu
Yel estikçe gelir yarin kokusu
Yarim küçük kendi cilve kutusu
Ben yarime neler neler alayım

Ben yarime neler neler alayım
Ben yarime ipek mendil alayım
Darılmışsa gidip hatrın sorayım
Ayrılığa yoktur benim dayağım

MERYEMMİ

Kaynak: Mahmut Hamidanoğlu

Altının ufağıyam
Siverek uşağıyam
Nerde bir güzel görsem
Ben onun aşığıyam

Elma dalda dal yerde
Bülbül ötmez her yerde
Felek bizi ayırdı
Her birimiz bir yerde

Siverek iki yoldur
Biri sağ biri soldur
Sağına kurban olam
Yarın gittiği yoldur

GÜLLÜ GİDER BOSTANA
Kaynak: Milli kütüphane arşivinde ses kayıtları ile birlikte mevcuttur.

Güllü gider bostana
Gül doldurur fistana hey
Korkarım yağmur yağar
Mavi çarçaf ıslana hey

Aman gülüm yar gülüm
Doldur bade ver gülüm
Sensin bu dağın gülü hey
Heeey gülü gülü hey

Elindeki nar mıdır
Koynundaki yar mıdır hey
Doğru söyle güzelim
Benden başka var mıdır hey
Aman gülüm yar gülüm
Doldur bade ver gülüm
Sensin bu dağın gülü hey
Heeey gülü gülü hey

Elindeki nar ise
Koynundaki yar ise hey
Gençliğime doymiyim
Senden başka var ise hey
Nakarat

ÇUBUĞU ASMA YARİM (U.H.)
Kaynak : Milli kütüphane arşivinde ses kayıtları ile birlikte mevcuttur.

Çubuğu asma yarim
Anadan yosma yarim
Bilsen yine huyundan
Selamın kesme yarim
Aman dayanamam

Elde fincana kurban
Kolda mercana kurban
Alem mala maliktir
Bende bir cana kurban
Aman dayanamam

Sabah oldu uyan yar
Beni dertli koyan yar
Ellerin gözü için
Göze olam diken yar
Aman dayanamam

Gidin bulutlar gidin
O yare haber edin
O yar uykuda ise
Uykusun haram edin
Aman dayanamam

EVLERİNDE MAKİNE
Kaynak: Mehmet Öcal

Evlerinde Makine
Yavrum Kalk gidelim hakime
Beni baştan çıkaran
Aman Siverekli Sakine
Aman Bir o yandan bir bu yandan
Yavrum Zülüf gerdan yaylasından

Degirmen üstü çiçek
Yavrum Orak getirin biçek
Beni baştan çıkaran
Aman Siverekli gül çiçek
Aman Bir o yandan bir bu yandan
Yavrum Zülüf gerdan yaylasından

Çarçaf sarmış lacivert
Yavrum Bir oğlan sevmiş çok mert
Siverek?ten yar seven
Aman Alır başına bin dert
Aman Bir o yandan bir bu yandan
Yavrum Zülüf gerdan yaylasından

ELMA YANIM (U.H)
Bu uzun hava, Halk arasında ?Taşçı Koçali? olarak tanınan merhum Koçali Alur tarafından, söz,müzik ve derlemesi yapılarak plağa okunmuştur.

Kaynak: Koçali Alur (Taşçı Koçali)

Elma yanım Elma yanım
Kibar kızarmış elma yanın yar yar
Oğul nasıl yatayım toprağa yar yar
Vala bu dünyadan murad almadan yar yar
Hain elinden yar yar

Güle damlar güle damlar
Kibar gül soyudur güle damlar
Oğul yanağı gül dudağı bal yar
Vala ne biter güle damlar
Hain elinden yar yar yar yar

SİVEREK ASMASIYAM
Kaynak: Abdurrahman Kepekçi
Makam: Uşşak
Derleyen: İbrahim Tatlıses

Siverek asmasıyam
Sümerın basmasıyam
Ané doktor getirme
O yarın hastasıyam

Bu kala ne kaladır
Etrafı kerbeladır
Ölüm Allah?ın emri
Ayrılık ne beladır

SİYAH SAÇLAR YAN OLUR (SEVİM)
Kaynak: Abdurrahman Kepekçi
Makamı: Uşşak
Derleyen: Halil Kendirli

Siyah saçlar yan olur
Görenler heyran olur
Sevim senın yüzünden
Kavga degıl kan olur
Sevim Sevim yıkılsın evin

Sevim Sevim yıkılsın evin
Eller kınalı Sevim
Gözler sürmelı Sevim
Anasının bir tanesı

Deniz dalğasız olmaz
Gençlığ sevdasız olmaz
Siverek?ten yar sevenın
Başı belasız olmaz

Sevim Sevim yıkılsın evin
Eller kınalı Sevim
Gözler sürmelı Sevim
Anasının bir tanesı
Sevim Sevim yıkılsın evin

SİYAH ZÜLFÜN TELLERİNE
Kaynak: Sakıp Çepik
Makamı: Hicaz
Derleyen :Muzafer Sarısözen

Siyah zülfün tellerıne
Muhabetın yellerıne
Kurban olam dillerıne
Canım yar Ruhum yar hayranın var
Yar senın kaşın yar senın gözün kapkara
Kapkara gönlüm yara

Daha gençken benım yaşım
Bak ağardı saçım başım
İncı gıbı senın dişın
Canım yar Ruhum yar hayranın var
Yar senin kaşın yar senin gözün kapkara
Kapkara gönlüm yara

SÜRME ÇEKMİŞ GÖZLERİNE
Kaynak: Ayşe Şan
Makamı: Uşşak
Deleyen : Nuri Sesigüzel

Sürme çekmış gözlerıne
İnandım yar sözlerıne
Mail oldum gözlerıne
Ah lé Cemo Vah lé Cemo
Ez Kurbana bejna temo
Vah lé Cemo lé lé Cemo Lé lé lé Cemo

Altın takam gerdanına
Senı sarayım canıma
Koşa koşa gel yanıma
Ah lé Cemo Vah lé Cemo
Ez Kurbana bejna temo
Vah lé Cemo lé lé Cemo Lé lé lé Cemo

Sil gözünden sürmelerı
Çöz gögsünden dügmelerı
Göreyım gül sinelerı
Ah lé Cemo Vah lé Cemo
Ez Kurbana bejna temo
Vah lé Cemo lé lé Cemo Lé lé lé Cemo

BU PINAR EŞME PINAR
Kimden Alındığı:Sadun Çelik
Derleyen : Mehmet Özbek

Bu pınar eşme pınar
Yaramı deşme pınar
Yar yanına gelende
Su ver konuşma pınar
Vay bana hele hele bana
Bende kurbanam sana
Bu gece buralıyam
Ne bahtı karalıyam
El beni aşık sanar
Yürekten yaralıyam
Nakarat
Bu gece uymamışam
Ser yere koymamışam
Yastık kurbanın olam
Ben ona doymamışam
Vay bana hele hele bana
Bende kurbanam sana
Siverek Resimleri
 

1. Resmi büyütmek için üzerine tıkla Siverek Tarihi - Siverekin Tarihçesi 2. Resmi büyütmek için üzerine tıklaSiverek Tarihi - Siverekin Tarihçesi
3. Resmi büyütmek için üzerine tıkla Siverek Tarihi - Siverekin Tarihçesi 4.Resmi büyütmek için üzerine tıklaSiverek Tarihi - Siverekin Tarihçesi

Yorum Bırakın

Yorumunuzu Buraya Yazın!

İsminiz
E-Mailiniz
Yorumunuz
 

Bu içerik İçin Yorum Yapılmadı. İlk Olmak İster misin?